kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2015 Salı

HELVA; NEREDEN NEREYE ?

                    Helva, Türk kültüründe ne kadar büyük bir öneme sahip, değil mi ? Günlük yaşantımızda helvayla çok sık karşılarız; düğünlerde, ölümlerde, doğumlarda, kutlamalarda ve daha birçok yerde…
                Peki helva nereden gelmiştir, bizim kültürümüze nasıl dahil olmuştur ? Acaba bunu kaçımız biliyor ?  Hadi gelin, hep birlikte helvanın tarihçesine bir göz atalım.
                Öncelikle helva kelimesinin kökenine bakacak olursak Arapça kökenli olup; tatlı, şirin, güzel anlamlarına gelen “hulv” sözcüğünden türediğini söyleyebiliriz. Tabii bu bilgi bazı kaynaklarda “halwa” olarak karşımıza çıkmaktadır.
                Helvanın dünyada ilk yapıldığı bölge Ortadoğu ve Balkan ülkeleri olup, Türk, Arap ve Yahudi toplumlarının yaşadığı bölgelerin tümünde de helvaya rastlamak mümkündür. Helva, Türk yemek kültürüne Türklerin İslamiyet’i kabul etmeleriyle dâhil olmuştur. Çünkü helva daha çok Arap kültüründe yaygın olan bir yiyecektir.
                Türkler, yani Osmanlı helvayı kültürlerine kattıktan sonra sadece yemek-tatlı değeri yüklemeyip helvaya sosyolojik bir değer de kazandırmıştır. Helvayı o kadar değerli hale getirmişlerdir ki günlük hayatlarının her alanında kullanmaya gayret göstermişlerdir. Osmanlı’da helvanın kullanıldığı yerler saymakla bitmez; doğum, ölüm, Hac ibadeti, asker uğurlama, Hıdırellez, Çiğdem Düğünü (çiğdemin ilk görüldüğü gün), Yoğurt Bayramı (kuzunun sütten kesilme günü) vs…
                Bir de helvanın Osmanlı’daki önemini daha iyi kavramamıza yardımcı olan şu var ki, o da Helva Sohbetleri. Bu sohbetler halkın kendi arasında yapılabildiği gibi sarayda üst tabaka insanların katılımıyla bir tören şeklinde de gerçekleşebilmekteydi. Hatta bu sohbetler şu an ismini bildiğimiz birçok aydının yetişmesinde büyük rol oynamıştır. Divan Edebiyatı sanatçılarından Nedim bu sohbetlerde kendini tanıtmış ve ün kazanmıştır.
                Helvanın kendisi kadar yapımı da büyük önemle olurdu. Kullanılan malzemeler Girid, Eflâk, Boğdan, Kefe ve Mısır’dan getirtilirdi. Süt helvahaneye (helvanın yapıldığı yere verilen isim) üzerinde Sultan l. Ahmet Tuğrası’nın bulunduğu güğümlerle taşınırdı.
                Osmanlı İmparatorluğu’nda çok önemli bir gıda ürünü haline gelen helva, 16. yüzyılda Osmanlı sınırları içinde kalan Kuzey Afrika ve Balkan ülkelerinde bugün bile “Türk Helvası” adı ile yapılıp tüketilmektedir. Günümüz Türkiyesi’nde helva halen yapılmaktadır ancak beslenme alışkanlıklarındaki değişimlerden ötürü un ve nişasta helvalarının yerine irmik ve tahin helvası geçmiştir.
                Sözün özü zamanın getirdiği ufak tefek değişiklikler dışında helva yüzyıllardır Türk kültüründeki yerini çok sağlam bir şekilde korumuştur. Böylesi güzel ve köklü bir yiyeceği hiçbir zaman kaybetmeyelim sevgili dostlar…

21 Ekim 2015 Çarşamba

PAZARDA DÜĞÜN VAR

     Pazar deyince aklınıza ne geliyor ? Benim aklıma; samimiyet, hoşgörü, alışveriş, mutlu yüzler, ekmek parası, aile sıcaklığı, mahalle kültürü ve daha nicesi...
     Şu anki yaşamımızda çoğu kişi tarafından pazar kültürü pek bilinmese de hâlâ bu değerin kıymetini bilen güzel insanlar var, çok şükür ki var. Ben de annem sayesinde pazar kültürüyle büyümüş bir çocuktum. Çocukluğumda annemle her cuma mahallemizde kurulan pazara giderdik. Pazara gittiğimizde ilk başta korkardım pazarcı amcaların seslerinden. Ama sonra alışınca hoşuma gitmeye başlardı, pazarcı amcalar annem onların tezgahlarından alışveriş yaparken bana da hediye olarak sattıkları meyvelerden verirlerdi, yolda yiyeyim diye. O meyve diğer yediğim meyvelerden o kadar lezzetli gelirdi ki, tarifi yok.
     Maalesef ki yaşam koşullarından dolayı artık pazara gidemez oldum. Geçen gün bir fırsat yaratıp pazara gittim. Baktım ki her şey aynı, aynı çocukluğumdaki gibi. Yine gülen yüzlü pazarcı amcalar -hâla pazarcı amca diyorum çünkü her şey eskisi gibi-, yine annesinin elinden tutmuş korkarak yürüyen ama bir o kadar da meraklı çocuklar.
   
     Tezgahlar o kadar renkli ki adeta düğün var, tezgahın üzerindekiler en güzel kıyafetlerini giyip gelmişler; meyveler en renkli, en canlı elbiselerini giymişler, domatesler can alıcı kırmızlıklarıyla arz-ı endam ediyorlar, zeytinler simsiyahlar ama siyahın zarafetiyle çok asil gözüküyorlar. Tüm pazar çok renkli, çok çeşitli, çok bereketli...
     Bu eşsiz, nadide, güzel kültürümüzü kaybetmemek adına pazarlara gidelim, pazarcı amcalarla sohbet edelim, aldığımız en taze sebze mevyeleri evimizde ailemizle, eş dostla keyifle yiyelim. Pazarlar, mahalleyi bir arada tutan değerlerden biridir. Bu değeri kaybetmemek dileğiyle...